Bölümü: Makine Mühendisliği
Mehmet Seda Bodur
Lisede arkadaşlarla kaynaştıktan sonra her gencin yaptığı gibi kendi aramızda yeni kelimeler türetmeye, şakalaşmaya, ecnebilerin tabiriyle “inside joke”lar yapmaya başlamıştık. Bunlardan biri de hocalarımızla alakalıydı. Hocalar hakkında puanlama yaparken onlara addettiğimiz iki çeşit özellik vardı; iyi insanlık ve iyi hocalık meziyetleri. Bazı hocalar kötü insanlardı ama öğretmenlikte kimse ellerine su dökemezdi, bazılarıysa berbat birer öğretmen olmalarına rağmen insanlık yönleri kuvvetliydi ve bu sebeble severdik onları.
Mehmet hocamız bu bahsettiğim kategorizasyonda iyi insan kötü öğretmen profiline giriyor maalesef ve üniversitede uzun saatlerimizi verdiğimiz bu ortamda maalesef öğretmenliğin kötü olması eskisi kadar çekilebilir bir özellik değil.
2. Sınıfın ilk döneminde kendisinden dinamik ve sayısal yöntemler derslerini almıştım. Sanırım o zamanlar okulda yeni bir hoca olduğundan mütevellit hakkında pek birşey bilinmiyor olsa da ders aldığım dönem sonrasında kötü olduğuna dair birçok arkadaşıma epey propangandasını yapmıştım.
Yine ecnebi tabiriyle “presentable” dediğimiz cinsten bir insandır Mehmet hocamız. İyi giyinir, diksiyonu, hal ve tavirları insanda iyi bir ilk izlenim bırakır. Üniversiteye girerken görmek istediğimiz profilde bir insandır adeta fakat dediğim gibi öğretmenlik konusunda zayıf kalmaktadır. Dinamik 1 dersinde bütün dönem ayağa kalkıp bir defa soru çözdüğünü hatırlamıyorum mesela, ki bu derste birçok soru çözüp konulara vakıf olmadan başarıya ulaşmak, en azından final sınavı için, zorludur neticede çok.
Bir diğer dersi olan sayısal yöntemler dersinde de yine aynı tabloyla karşılaşıyoruz ki bu ders çok da kolay bir derstir aslında. Ancak maalesef mehmet hocamız dersi laptobunun başından kalkmadan ve sadece slide okuyarak geçirdiği için ne dersi takip etmiştim ne de okula gittiğimde kendisine kulak kabartmıştım. Zira kendisini dinlemek ve slide ı kendim okumak arasında hiçbir fark bulunmuyordu kanaatimce.
Şimdiye kadar anlattığım gibi aldığım iki ders için de herhangi bir özgünlüğü olmayan, aslında özgün bir kötülüğü olan, örnek çözmeyen ve dersini anlatamayan ve de bilmeyen bir hocamızdır kendisi.
Benim savlarıma inandıramadıysam sizleri büyük filozof Platon da devlet kitabında mehmet hocamız gibi iyi görünen fakat özünde kötü olan, iyi insan kötü hoca bağlamından saptığımızın farkındayım, insanları kötülemiş ve bir insanın kötü görünse de içinde ve özünde iyi olması gerektiğini savunmuştur. Dolayısıyla bana inanmıyorsanız bile dediklerimi feyz alarak platonu okuyup obu meseledeki haklılığımı görebilirsiniz.
Hocanın iyi olması için zira, görünüşte değil özünde ve zihinde bir ermişliğe sahip olması gerekmektedir.
Son olarak şunu da söylemek isterim ki kimsenin hakkına girmeyelim, birkaç arkadaşımdan mehmet hocanın asıl alanının dinamik ve sayçöz olmadığı, farklı bir branşın hocası olduğuna dair duyumlar aldım. Bunu doğrulamak size kalmış tabi fakat şayet doğruysa bile hocamızın bilmediği konularda ders verdiği ve birçok öğrencinin hem vaktini hem hakkını gasp ettiği gerçeğini de unutmamanızı temenni ederim.
Hocamızdan ders almışlara başarılar, hala almayı düşünenlere ise sabır diliyorum çünkü bol bol ihtiyaçları olacak.
Arkadaşlar şöyle bir bilgi vereyim, kendisi aslında malzemeci ancak akademisyen yetersizliğinden(?) o dersleri veriyor.Evet dersler zor değil ancak yine de kendi alanı olmadığı için anlayışla karşılamak gerekiyor.