Bölümü: Biyomedikal Mühendisliği
bugün emeklilik haberini aldığım hocam. YTÜ’den bir Kamuran Kadıpaşaoğlu geçti, bir daha da gelmez böylesi, bundan sonra önermem ben de ne bölümü ne okulu. finito
muhtemelen kendi labında çalışan ögrenciler şirin şirin mesajlarını yazdı. çok başarılı birisi ama ögretim konusunda zayıf maalesef, sürekli bir şikayet halinde. labında farklı bir personası varmış. labında olan ögrencilerde bütün sınav çıkmışları var, hepsi ezberleyip yüksek geçiyor ne güzel iş. bölümde normal hoca yok zaten o ayrı ama dersinden bir şey ögrenemezsiniz muhtemelen
megazeka seni, yüksek geçemedin (belki de hiç geçemedin) diye bu kadar zirlama, dersinden bi şey öğrenemiyosan kendi yetersizliğindir, bi tek labındakiler mi yüksek geçiyo dersi? adam o syllabus'u keyfinden paylaşmıyo otur derse gelmeden önce çalış diye hazırlıyo açıp baktın mı acaba. sanmıyorum. zart zort lisesinden çıkmış gelmişsin buraya bikbik konuşuyosun alıştınız tabi ilkokul çocuğuymuşsunuz gibi her şeyin en baştan basitleştirilip anlatılmasına, 20 soru 4 şık test çözüp AA geçmeye, kanıt sorulunca apışıp kaldınız. iyi bi insan da değilsin bence ama iyi bi mühendis olamayacağın aşikar
Karmaşık biri. Ders anlatımı on numara ve kendisi de zevkli biri. Bilgin olduğuna dair şüphe yok ama maalesef egosu da bir o kadar şişkin. Derslerinde tartışmaya, soru sormaya çalışırsanız bazenleri sizi över bazenleri rezil eder, keyfine göre. Testleri aşırı zordur ama puanlama ortalamaya göre olduğundan çalışan (ya da yapay zekayla takılan..) dersinden geçebiliyor, gözünüz korkmasın yani testlerden quizlerden düşük aldıysanız çünkü sınıfın geriye kalanı da sizin kadar zorlanıyor. Derslere katılmak istiyorsanız kesinlikle önden araştırma yapmanızı öneririm. Avrupa'ya aşıktır, bilimin oradan geldiğini savunur ve dünyanın geriye kalanını da maalesef gelişmemiş görür bu yüzden. Labına gidenler önermiyorlar genelde ama nedenini unuttum.
Kamuran has failed in delivering the teaching message.
He is great engineer, but the worst teacher ever.
Please retired
After all those years this kind person taught me this "Don't wait for someone to bring you flowers, plant your own garden and decorate your own soul"Jorge Luis Borges and do not plagiarise.
Kendisini tanıdıkça siz de onunla birlikte aydınlanmaya başlarsınız.
Anatomi, fizyoloji, psikoloji, felsefe, vs. hakkındaki bilgilerini anlatmak için kitap yazılır, sonuna da biyomedikal mühendisi diye eklenir.
"Saint Joseph ve Boğaziçi makine mezunudur. Texas kalp enstitüsünde uzun yıllar çalışmıştır. Uzun yıllarını verdiği kalp pompası tasarlama işine Türkiye'de de devam etmektedir. Aydın, sözünü esirgemeyen, esprili hocadır. Öğrencisine değer verdiğini hissettiren hocadır. Zira kendi deyimiyle öğrencisi için buradadır." (bu kısım alıntıdır, katıldığım için yazmak istedim.)
Bütün çabası iyi mühendisler yetiştirmektir. Syllabus’taki linkleri sınava bir hafta kala, sadece dersi geçmek için açanların, aşağıda saçma sapan şeyler yazdığını görmek, sosyal medyada arkasından salladıklarını okumak üzücüdür. Dersini dinleyip materyalini çalıştığınızda, sizi sadece mühendis olarak değil, insan olarak da ne kadar geliştirebileceğini görürsünüz.
Akademik gücünün yanında, entelektüel birikimiyle de öne çıkar. Yanında her zaman bir kitap görürsünüz, kimi zaman bir bilim tarihi eseri, kimi zaman dünya klasikleri (İngilizce, Fransızca ya da Türkçe). Dünyanın farklı yerlerinde bulunmuş, farklı kültürleri yaşamış, dar bir bakış açısına hapsolmayan, gerçek anlamda bir dünya insanıdır. Bu geniş perspektifi, daha ilk dersten hissettirir, giriş dersinde bir anda tahtaya dünya haritası çizip, filozofların doğum yerlerini ve düşünce akımlarının yüzyıllar boyunca nasıl yayıldığını anlatmıştır. Amacı nettir: öğrencisinin düşünen, sorgulayan, şüphe eden biri olması. Bilim insanı merak eder, iyi mühendis olmanın da buradan başladığını söyler. Primium non nocere, non illegitimi carborundum, festina lente gibi Latince deyişleri öğrendiğim hocamdır, kelimelerin kökenine dair bilgisini sağlam etimoloji birikimiyle aktarır. Böylece bir mühendislik dersinin insanın ufkunu ne kadar genişletebileceğini bizzat gösterir.
Eğitim hayatı boyunca düşük standartlı sistemde yoğrulmuş, derste çözdüğü soruyu sınavda soran hocaya alışmış ve düşünmeye değil ezbere yönlendiren sistemin dişlisi haline gelmiş tipik öğrenciye hitap etmez. Öğrencinin düşünmesini ister, denklemi ezberlemesini değil, nereden geldiğini anlamasını bekler. Öğrencilerin kitap ve film önerileri istediği ve enfes bir liste verdiği de olmuştur.
Verdiği dersler kolay değildir. Ağır matematik ve kritik düşünme gerektiren dersleri, alanında yetkin hocalardan almak büyük avantajdır. Ancak bazı derslerde öğretim yöntemi, sınavı kolaylaştırmak ve derste işlenen soruları sınavda tekrarlamak üzerine kurulu olabilir (bence olmamalıdır, ayrı bir tartışmanın konusu). Bu durumda bir şey öğrenmezsiniz, ezberler geçersiniz. Sonra mezun olunca “vay ben iş bulamıyorum, kaç yıl okudum” diye yakınır, bununla uğraşırsınız.
“Torpil geçtiğini” iddia ettikleri laboratuvardaki öğrencilerin her biri başka bir başarı hikâyesidir. Önemli bir kısmı yurt dışında iyi üniversitelerde yüksek lisans ve doktora yapmış, akademiye devam etmektedir. Türkiye’de Boğaziçi’nde yüksek lisans yapanı, Koç’ta staj yapanı vardır. Bu öğrencilerin yarısına yakını Erasmus hakkı kazanmıştır. Neredeyse hepsinin ortalaması 3 veya üzerindedir. Bu laboratuvar, iki bölüm birincisi çıkarmıştır.
Bu öğrenciler, başarılarının önemli bir kısmını laboratuvardan ve Kamuran Hoca’dan edindikleri yetkinliklere borçludur. Kamuran Hoca, onlara torpil geçtiği için değil (zaten nasıl geçsin?) başarılı öğrenciler, lisans döneminde öğrendiklerini laboratuvarda uygulama imkânı buldukları için buranın bir parçası olmuşlardır. Günümüzde torpille pek çok şey yapılabiliyor olsa da Kamuran Hoca’nın tek başına böyle bir şeyi gerçekleştirebileceği bir konumda olmadığı açıktır. Kaldı ki, etik değerlere bağlı duruşu verdiği her ödevde yaptığı uyarılardan, giriş dersinde bu konuya ayırdığı vakitten ve daha pek çok davranışından bilinir — yani yapmaz.
Dersini anlamazsanız, önceki yorumlarda yazıldığı gibi sizi boşvermez. Fakat burası bir kreş değil, yükseköğretim kurumudur (ve onun da zamanını ayırması gereken başka işleri vardır). Bu nedenle sizin gidip sormanızı, konunun peşine düşmenizi bekler. Kendisi doğrudan anlatmasa bile mutlaka yönlendirir. Ancak derse hiçbir ön hazırlık yapmadan gelen, telefonla oynayan ya da defteri kalemi bile olmayan, “öküzün trene baktığı gibi” bakan öğrenciye kızar, ki bu da hakkıdır.
Bazı durumlarda sınav değerlendirme süreçleri şeffaf olmayan, bir öğrenciye ötekinden farklı muamele yapıldığı izlenimi veren ya da sınav kâğıtlarının incelenmesine sıcak bakmayan uygulamalarla karşılaşılabiliyor. İlginç olan, bu tür durumların eleştiri konusu olma sıklığının, bazı diğer örneklere kıyasla çok daha düşük — hatta neredeyse hiç — olmasıdır.
Özellikle son zamanlarda hocamın canavarlaştırılmasını anlamıyorum. Elbette eleştirilemez değil. Ancak yapılan eleştirilerin yersizliği, tutarsızlığı, yapıcı olmayışı ve bireysel başarısızlık kaynaklı oluşu canımı sıkıyor. Bir şeylerin değişmesini isteyen öğrenci, uygun bir dille kendisiyle veya bölümle konuşabilir.
Bu okulda ve tüm eğitim hayatımda (Türkiye’nin seçkin okullarında okudum, yalnızca kalburüstü değil, gerçekten alanında yetkin ve kalifiye öğretmenlerim oldu) bana Kamuran Hoca kadar katkı sağlayan, yolumu aydınlatan başka bir öğretmenim olmamıştır.
Körü körüne kötüleyen, şahsına hakaret eden kişileri ise etrafımda bulundurmam, saygı da duymam. Bu böyle biline.
Çok bilgili ve zeki bir adamdır bu konu hakkında hiçbir kuşku yoktur. Lise, üniversite ve diğer aldığı eğitimleri gerçekten çok iyidir. Tam bir avrupa ve amerikan yaklaşımı ile ders vermektedir; Ben dersimi anlatırım anlarsanız anlayın, anlamazsanız umurumda değil. He dersi anlamak istiyorsanız o zaman benim derslerime hayvan gibi çalışacaksınız, verdiğim derse ilginizin olup olmaması veya sevip sevmemeniz umurumda değil ben baskılarım zorbalarım ve egomu sağlarım kafasında olan bir hocadır. Eğer verdiği derslere karşı gerçekten ilginiz varsa ve atışmayı, mizahi yaklaşımları seviyorsanız tam sizlik bir hocadır aynı şekilde eğer Kamuran hocaya 1 adım atarsanız o size 10 adım atar o derece ilgilidir yani.
Bölümün en iyi mühendisi ama en kötü eğitimcisi sizin öğrenmeniz umrunda değil kendi fantezilerini uygular labindakilere torpil geçmek dışında Amerikan aşkı o kadar yoğun ki Türkiye'ye neden döndüğünü anlamak çok zor her dersinin ilk dersi aynı saçmalık olur dersini dinleyerek hiç bir şey öğrenemezsiniz öğrenmek için ve ödevlerini yapmak syblustaki birbirini tekrar eden notları yeter her derste bir mobbing uygulayacak öğrenci seçer ve zorbalar öğrenci ile inatlasır sadece bu emekli olsada mezun olsam diye bekleyen 20 öğrenci vardır